Hemoroid Tedavisi

 

Birçok insan hayatın da  en az bir  defa bu roblemle karşılaşmış olup, aslında normal olan anatomik yapının farklı sebeplerle  bozulmasıyla ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Bütün insanlarda anal kanalının sağ ön, arka ve sol yan bölümlerinde hemoroid yastıkları bulunmaktadır. Bu yastıkçıklar ayakta çok uzun süre durmak , uzun süren kabızlık,  ishal, ağır bir cisim kaldırma, acılı veya baharatlı yiyeceklerle beslenme, hamilelik, doğum,  dışkılama sırasında aşırı ıkınma ve zorlama gibi  nedenlerden  dolayı genişlemekte, şişerek baloncuk  şeklini alarak anal duvarı inceltmektedir. Büyüyen bu hemoroidler kanama, şişlik, ağrı ve kaşıntı gibi şikayetlere neden olabilmektedir.

Hemoroid hastalığı External ve İnternal hemoroid olmak üzere iki gruba ayrılır. External hemoroidler olağan şarlarda dıştan görünmez  fakat Anaskop yardımı alarak fark edilir. Dış ağzın yaklaşık olarak 2 cm içinde bulunan bu hattın dış kısmındaki damar ağının genişlemesi ile oluşmaktadır. External hemoroidler  normal yaşantımızın dışında ağır bir yük kaldırma, uzun süreli yapılan seyahatler, kabızlık gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Başlangıç aşamasında ağrı ve kanama yapmaktadır. External hemoroidler ağrı ve kanama ön planda olduğu için internal  hemoroide göre daha  erken teşhis konulur. Bundan dolayı sıklıkla hemoroid içi kanama oluşabilir. Genelde anüs çevresinde ele gelen  büyüklükte sertlik  ve ya  morluk olarak farkedilebilir. Bu  hemoroid türü acil girişim gerektirir.

Hemoroid memelerinin hangi evre de olduğu bilinmeli ve ona en uygun tedaviyi uygulanmalıdır. Nedeni ise her evrede farklı bir tedavi gerektirir. İnternal hemoroidin dört evresi vardır. ilk aşamada başlayan hemoroid memesi zamanla dördüncü evreye kadar ulaşabilir. Bu evreleri şöyle sıralayabiliriz.

1.Evre: Hemoroid memesi dışarıdan gözle görünmez. Genel özelliği kanamayla kendini belli eder.

2.Evre: Ikınma sırasında dışarıya çıkan hemoroid memesi, dışkılama bittikten sonra kendiliğinden içeri girebilir.

3.Evre: Ikınma sırasında hemoroid memesi dışarı çıkar parmak yardımıyla   içeri itilerek içeri girer. Şişme ve zorlanma olduğu için  kanama ve ağrı çok olur.

4.Evre: Hemoroid memeleri genel olarak dışarıdadır  ve parmak yardımıyla da içeri itilemez durumdadır. Sürekli  ağrı, akıntı, sık sık kanama ve enfeksiyon nedeni olabilir. Daima dış hemoroidle birlikte görülür. Hemoroid memelerinde  kanama sıklıkla karşılaşılır  ve acil girişim gerektirmektedir..

Hemoroid tedavisine karar verirken mutlaka kaçıncı evrede olduğun bakılır ve en uygun tedavi yöntemine karar verilir. Hemoroid tedavisinde birçok farklı teknik kullanılır. Öncelikle eskiden tek yöntem olan klasik ameliyatlar vardı. Fakat teknolojisinin gelişmesiyle beraber  Op. Dr. Yasir Gözü ‘nün geliştirmiş olduğu hedefe yönelik tedavi yönteminin sunduğu bir çok avantaj ile hastaların  korku ve endişeleri ortadan kaldırmaktadır.

Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi

Ameliyatsız tedavilerde kullanılan teknikler;

  • Lazer ile tedavi
  • Elektro cerrahi ile tedavi
  • Radyofrekans ile tedavi
  • Bant ligasyon ile tedavi
  •  Hemoroid kurutucu ilaç ile tedavi
  • THD (Hemoroid arter ligasyonu) ile tedavi
  • Fotokoagülasyon ile tedavi sayılabilir.

Ameliyatsız teknikler hastalığın evresine göre tek başına veya kombine olarak kullanılabilir.

Ameliyatsız Hemoroid Tedavisinin Hastaya Sunduğu Avantajlar

Hastanın yaklaşık  5 dakika gibi kısa bir sürede müdahale  işlemi tamamlanır.

Narkoz uygulanmaz ve dolayısı ile narkoza bağlı yan etkiler görülmez.

Sadece lokal anestezi uygulanır.

Ağrı derecesi yok denecek kadar azdır.

Ameliyatsız hemoroid (basur) tedavisinde makat içine tampon yerleştirilmez. Bu nedenle hasta işlemden hemen sonra günlük hayatına geri döner.

Herhangi bir dikiş-kesi  atılmadığı için dokular zarar görmez.

Bu nedenle estetik açıdan hiçbir rahatsızlık vermez.

Hastalar aynı gün hem tanılarını öğrenir hem de müdahale olabilir.

Böbrek, karaciğer, kalp hastalıkları, şeker, kanama bozukluğu  gibi sistemik rahatsızlığı olan hastalara  uygulanabilir.

Kesi ve dikiş olmadığı için normal ameliyatlar da görülebilen iltihaplanma ve apseler görülmez.

Ameliyatlar da  doku kaybına bağlı meydana gelen ve hastanın yaşamını ömür boyu olumsuz etkileyen gaz tutamama ve dışkı tutamama  gibi sıkıntılar olurken, Ameliyatsız  yöntemlerde bu sıkıntılar görülmez. Hasta normal hayat konforuna aynen devam eder.

Ameliyat uygulanan hastalarda doku kaybına ve konulan dikişe bağlı olarak makatta daralma meydana gelir. Ameliyatsız yöntemlerde doku kaybı olmadığı ve dikiş kullanılmadığı için böyle bir sorun oluşmaz.